Muzaffer Ozak
Aşki
Mühür
isim
Anasayfa
Hayatı
Mürşidleri
Eserleri
Ses Arşivi
Fotoğraf Arşivi
Video Arşivi
 

Fahreddin Efendi Hazretleri

Fahreddin Efendi Hazretlerinin eserleri şunlardır :

ENVÂR-I HAZRET-İ PÎR NÛREDDÎN CERRÂHÎ VE TABAKÂT-I CERRÂHİYYE

Bu hacimli esere iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Tarîk-i Cerrâhiyye'nin âdâb ve erkânı son derece detaylı bir şekilde anlatılır. İkinci bölümde ise Hazret-i Pîr'den başlamak suretiyle Hazret-i Pîr'in halîfeleri ve Âsitâne-i Hazret-i Pîr'de postnişîn olan meşâyih-i kirâm hazerâtının hayatı ve menkıbeleri bulunmaktadır...

Uzun müddet yazma olarak muhafa edilen bu eser 2006 yılında Fahrettin Dal tarafından hazırlanan yüksek lisans tezi içinde yayınlanmışdır...Biz de Fahrettin Dal kardeşimizin lutufkâr müsaadesi ile bu eseri sizlerle paylaşıyoruz...Başlıktaki linkten eseri görüntüleyebilir ve indirebilirsiniz...

SUALNÂME

Fahreddîn Efendi Hazretlerinin h. 1339/1920-21 senesinde vâkı olan Bursa seyâhati esnâsında Cerrâhî müntesiblerinden Derviş Mustafa Abdülhamîd Efendi'nin suâllerine cevâben bir hâtıra olmak üzere kaleme aldığı eseridir. Bu eser hicrî 1339 senesinde basılmışdır...

TA'RÎFÂT

Tarikat âdâbından bahseden 23 sayfalık bir risâledir.

NUTUKLAR-TARİH MANZÛMELERİ-ÖZLÜ SÖZLER

Fahreddin Efendi Hazretlerinin pek ârifâne ve âşıkâne nutukları vardır. Bunların bir kısmı Sualnâme adlı eserinin içinde basılmışdır. Biz bu sayfada, tesbit edebildiğimizi bütün nutuklarını ve manzûmelerini bir arada yayınlayacağız. Bu nutuklar üzerine ilâhîler de bestelenmiş olup bulabildiklerimizin ses kayıtlarını burada sizlerle paylaşacağız.

İLÂHİYYÂT

Tevhîd etsin dilimiz
Pâk olsun hem kalbimiz
Sırlar görsün gözümüz
Lâ ilâhe illallâh

Dervişler tevhîd eder
Kalbinin pasın siler
Erenler yolun güder
Lâ ilâhe illallâh

Tevhîd îman tapusu
Gider nârın korkusu
Açar cennet kapusu
Lâ ilâhe illallâh

Münkire kulak asmaz
Tehdîdinden hiç korkmaz
Dervîş devrânsız durmaz
Lâ ilâhe illallâh

Nûreddîn'in yolunda
Fahrî her an kapunda
Gece gündüz dilinde
Lâ ilâhe illallâh

Bu nutk-i şerîfi üzerine Safer Efendi Hazretleri tarafından bestelenen Hüseynî makâmındaki ilâhîyi aşağıdaki kayıtdan dinleyebilirsiniz.

 

Mi'râca çıkınca Ahmed-i Muhtâr
Cebrâîl önünce rehber dediler
Aliyye'l Mürtezâ Hayder-i Kerrâr
Bir ismi de sâki-i kevser dediler

Hasan Hulki'r-Rızâ geldi pîşvâ
Hüseyn Şehîd-i Deşt-i Kerbelâ
Râh-ı hakîkatı eyleyen ifşâ
Erenler yolunda server dediler
  
Ma'sûm-i pâk İmâm Zeyne'l-âbidîn
Bâkır'ın nûrundan pür oldu zemîn
Mihrâb-ı tarîkat hem kıble-i dîn
Rûy-i hakîkatde Câ'fer dediler
  
Mûsâ-i Kâzım'dır hüccet ü burhân
Aliyye'l Mûse'r-Rızâ Şâh-ı Horasân
Takî bâ Nakî dilde nümâyân
Birine Hasanü'l Askerî dediler

Bu Fahrî ider gelmişiz bunda
İmâm-ı Mehdî'ye olmuşuz bende
Şâhım Ali'dir mahşer yerinde
Muhib bendelere yâver dediler

Bu nutk-i şerîfi üzerine Sebilci Hüseyin Efendi tarafından bestelenen Hicaz makâmındaki ilâhîyi bizzat bestekâının sesinden dinleyebilirsiniz.

Dost bahçesinin gülleri
Cerrâhîler derler bize
Pîr evinin bülbülleri
Cerrâhîler derler bize

Her dem baharda ilimiz
Açılır nâre gülümüz
Demler döker şol dilimiz
Cerrâhîler derler bize

Gece gündüz cünbüşleri
Hakk'ı zikretmek işleri
Pîr Nûreddîn dervişleri
Cerrâhîler derler bize

Giyerler şal libâsını
Silerler gönül pâsını
Duy Fahrî'nin nidâsını*
Cerrâhîler derler bize

* Basılı nüshada "Bu Fahrî'dir ednâsı" şeklindedir.

Bu nutk-i şerîfi üzerine Sebilci Hüseyin Efendi tarafından bestelenen Sabâ makâmındaki ilâhîyi aşağıdaki kayıtta bizzat bestekârının sesinden dinleyebilirsiniz.

 

Tâ devr-i Âdem'den yüz sürüp geldim
Dergâhına senin pîrim Nûreddîn
Düşüp eşiğine hoş niyâz kıldım
Dergâhına senin pîrim Nûreddîn

Asrının kutbu erenler eri
Sırr-ı hakîkatin kenz-i ma'deni
Armağan etmişim can ile seri
Dergâhına senin pîrim Nûreddîn

Dervişlerin çoktur kalû belîden
Zerre dûr olmazlar râh-ı Alî'den
Gönül bend eyledim tâ ezelîden
Dergâhına senin pîrim Nûreddîn

Düşeliden beri gönlüme sevdâ
Âh u zâr eylerim her subh u mesâ
Oldu cânım şimdi bülbül-i şeydâ
Dergâhına senin pîrim Nûreddîn

Pîrim Cerrâhî'nin tutmuşum elin
Kesseler başımı terk etmem yolun
Aşk u niyâz eyler bu Fahrî kulun
Dergâhına senin pîrim Nûreddîn

Bu nutk-i şerîfi üzerine Aslan Hepgür tarafından bestelenen Bûselik makâmındaki ilâhîyi aşağıdaki kayıtta dinleyebilirsiniz.

 

İlâhî n'eylesün n'itsün
Gönül sensiz karâr etmez
Eğer gelsün eğer gitsün
Gönül sensiz karâr etmez

Cihân bâğında bir saat
Ne mümkündür ola rahat
Olursa ravza-i cennet
Gönül sensiz karâr etmez

N'ider ol bâğ u bostânı
N'ider ol hûr u gılmânı 
Firâkınla yanar cânı
Gönül sensiz karâr etmez

Çü sensin FAHRÎ'nin yârı
Sevindir garîb nâ-çârı
Pîrim Nureddin Cerrâhî
Gönül sensiz karâr etmez

Bu nutk-i şerîfi üzerine Salahaddin Demirtaş tarafından bestelenen Müsteâr ve Acemaşîrân makâmlarındaki ilâhîlere âit ses kayıtlarını aşağıda bulacaksınız.

 

 

Ehl-i zikrin zikrine burhân olur vakt-i seher
Sâhib-i derde dahî dermân olur vakt-i seher
Halka-i tevhîdde bulun nâim olma FAHRİYÂ
Ehl-i na'îm Hakk'a ta'zîmdâr olur vakt-i seher

Bu nutk-i şerîfi üzerine Salahaddin Demirtaş tarafından bestelenen Bayati makâmındaki ilâhîyi, aşağıdaki kayıtta bizzat bestekârının sesinden dinleyebilirsiniz.

 

Şem'a-yı devrân olup da mahvolan ehl-i zikir
Kül eder kendüyü elbet subh-ı maksûdu görür 

Fahreddin Efendi Hazretleri bu beyti, nigâh-ı iltifât-ı Sultân-ı Enbiyâ'ya nâil olduğunda inşâd etmiştir...

Her seher var bâb-ı lutfa vird-i subhiyye ile
Ref' olur perde gönülden sırr-ı zikrullâh ile

Hamdülillah tâ ezelden dilde hubb-i Hayderî
Kâlû belîden beri bu lutfun oldum mazharı
Pîr Nûreddîn Cerrâhî'den edüb ahz-ı feyz
Halvetî râhında buldum vuslat-ı peygamberi

Nûr-ı tevhîdle revnâk verir elbette dîne
Kim sülûk ederse meslek-i Nûreddîn'e

Râh-ı aşkda olmak dilersen feyzyâb
Pîr Nûreddîn Cerrâhî'ye kıl intisâb

Sıdk ile bende olan Hazret-i Nûreddîn'e
Şübhesiz nâil olur himmet-i Nûreddîn'e
Mahrem-i bezm-i havâss olmaksa maksûdun
Gece gün durma çalış hizmet-i Nûreddîn'e

 

Bu nutk-i şerîfi merhûm Hâfız Zeki Altun Hüzzam makamında bir ilâhi olarak bestelemişdir. Yukarıdaki kayıtta bu eseri bestekârın sesinden dinleyebilirsiniz.

Zahm-i dil peydâ eden uşşâka gelsinler salâ
İşte bu dergâh-ı Cerrâhî'de merhem-sâz olur

Şerefyâb ola bâ makbûl-i ilâhî
Olanlar hâk-i pây-i Pîr Nûreddîn Cerrâhî

Pîr Nûreddîn Cerrâhî yolunda Fahriyâ
Şeyh Süleyman Veliyyüddîn'e etdin  iktidâ
Âşıkâna Hakk rızâsın elde etmekse murâd
Hankâh-ı hizmetinde durma eyle cân fedâ

Nûr-ı mişkât-ı Muhammed'le gönüller müncelî
Fahriyâ feyz ü felâhım hubb-i Hayder'dir belî
Na'ra-i "innî enallâh" atar kalb-i velî
Hâsılı Allah ile Allah'ı bulmakdır hüner 

Mîsâk ile girdik yola
Cerrâhîler derler bize
Niyâzımız kabûl ola
Cerrâhîler derler bize

Şerîattır akvâlimiz
Tarîkattır ef'âlimiz
Hakîkattir ahvâlimiz
Cerrâhîler derler bize

Âdâb ile usûlümüz 
İrfân ile sülûkumuz
Nûreddîn bizim pîrimiz
Cerrâhîler derler bize

Âlemi tuttu şu'lemiz
Rızâ dileriz cümlemiz
Tabakat eri pîrimiz
Cerrâhîler derler bize

Cihân oldu hayrân sana
Cânım kurban olsun sana 
İhsân eyle pîrim bana
Cerrâhîler derler bize

Tarîkına tahlîf oldum
Meydânında başım koydum
Rehberimsin sana uydum
Cerrâhîler derler bize

Tevhîd ile ihvânımız
Harc ederiz hep vârımız
Fahrî böyledir yolumuz
Cerrâhîler derler bize

Cümle tarîkat ehlinin mümtâzıdır Cerrâhîler
Kenz-i hakîkat yolunun burhânıdır Cerrâhîler

Bir meydanda tahlîf olur ihvân ile tevhîd olur
Hep münkirler taşra kalır ummânîdir Cerrâhîler

Teslîm olup Nûreddîn'e vâkıf olur esrârına
Dururlar hep ikrârına merdânıdır Cerrâhîler

Zikri alırlar diline yürürler dost yoluna
Uçarlar lâhût iline tayrânıdır Cerrâhîler

Zikr-i kalbi ile yanarlar aşk meyinden kanarlar
Hû hû deyip dönerler devrânîdir Cerrâhîler

Zikr-i cehrî ederler tertîble esmâ sürerler
Tîzce maksûda ererler vicdânîdir Cerrâhîler

Peygamberin sancağının altında ihvânımız
Fahrî cennet bağının mihmâdır Cerrâhîler

Tehî sanma bu meydânı Ka'be-i âşıkândır bu
Sulûku ikmâl için sâliklere ne hoş makâmdır bu

Nice züvvâr nice uşşâk gelir her tarafdan
Nasîbince olur irşâd mahall-i feyzyâbdır bu

Sulûkunda kusûr etme darılıp da koyub gitme
Oku dersin sakın yatma kamu derde devâdır bu

Hazer kıl endâmına asla bu nefsin hîlesi çokdur
Ayak berk et cebîn olma mahall-i imtihândır bu

Eyâ sâlik çalış durma sakın dergâhdan ayrılma
Senin nefsin sana âgâh eden hoşnümâdır bu

Çekersin gerçi çok zahmet edince seyrini ikmâl 
Sana derler o dem gel gör sarây-ı ârifândır bu

Nureddin Cerrâhî o şâhımdır bu yolda Pîr
Açıp râh-ı sulûku gösteren sırr-ı Hudâ'dır bu

Sulûkunu katı merdâne ikmâl eden erler
Görür sırrı âşikâre gelir nur-i Hudâ'dır bu

Yedi başlı bir ejderhâ senin nefsin sana düşman
Onu mahvetmeye tevhîd Hudâ'dan zülfikârdır bu

Dûr-i zarâfetle bu yolun remzini Fahrî'den hiç sorma
Denilmez keşfedilmez sırr-ı mi'râc-ı Resûldür bu

Ara bul o erkânı girip öğren bu devrânı
Geçe gör cümle etvârı hicâb-ı gâfilândır bu

Bu dergâhı güzel gözle nefsinden geç rûhun besle
Gayret etdim tecdîdine cânımdan bergüzârdır bu

Kemâl-i aşk u şevk ile edince zikr ü devrânı
Unutmayın bu Fahrî'yi size benden bir ricâdır bu

 

MEDHİYYELER

Benim efendim pîrim Nûreddîn-i Cerrâhî
Ol dâim dest-girîm Nûreddîn-i Cerrâhî
Gözün aç bak ey kişi sil gönülden teşvîşi
Bitir sırrı ile her işi Nûreddîn-i Cerrâhî

Her kim benden olur hep müşkili hallolur
Mürdesi ihyâ olur Nûreddîn-i Cerrâhî
Fahrî'ye verdin hayât kalmadı havf-i memât
Kapında buldum necât Nûreddîn-i Cerrâhî

Şâh-ı iklîm-i kerâmet Şeyh Süleymân-ı Velî
Hâzır olsun sâlikân-ı Pîr'e her dem himmeti
Lutf-ı rûhâniyyesinden müstefîddir bendegân
Dâimâ himâyesinde işte bu Fahrî kulu

Kutb-ı âlem Pîr Nûreddîn'e olmuştur halef
Şeyh Veliyyüddîn Efendi nice ahrâra selef
Kutbü'l-mürşidîn ser-levha-i tarîk-ı Nûreddîn
Şeyh Veliyyüddîn Efendi nice ahrâra selef

Menba'-i feyz-i velâyet hâzin-i sırr-ı Ali
Mürşid-i ehl-i hakîkat vâris-i Âl-i Nebî
Şem'-i devrân-ı tarîkat hâle-i nûr-i celî
Muktedâ-yı ehl-i halvet Şeyh Süleymân-ı Velî

Mazhar-ı envâr-ı zât-ı kibriyâ şeyhim Hüsâm
Sûret-i ma'nâda mir'ât-ı Hüdâ şeyhim Hüsâm
Mahzen-i genc-i velâyettir kerâmet kânıdır
Haste diller derdine dârü'ş-şifâ şeyhim Hüsâm
Her nefeste rûha bahşeder hayât-ı câvidân
Menba'-ı âb u hayât Hızır-likâ şeyhim Hüsâm
Hâdim olan dergehinde buldu Fahrî menzilin
Hizmetimi eyle kabûl yâ Hazret-i şeyhim Hüsâm

Râh-ı Nûreddîn-i Cerrâhî'de bir şeyh-i şefîk
Bu Hüsâmeddîn Efendi çeşme-i feyz-i tarîk

Eyle yâ Rabb pîrimize bahr-ı tevhîdde refîk
Nâşir-i feyz-i tarîkattır Cenâb-ı Sertarîk

Ehl-i aşkın pîşuvâsı Sertarîkzâde'dedir
İlm u irfân meydânında çünki fevkalâdedir
Pîr Nûreddn-i Cerrâhî'den etti ahz-ı feyz
Himmetinden istifâde Fahrî'ye sermâyedir

Râh-ı Nûreddin-i Cerrâhî'de bu şeyhü'ş-şüyûh
Moravî Yahyâ efendi menba'-ı feyz ü fütûh

Kutb-ı âlem şeyh Yahyâzâde seyyid Abdüşşekûr
Ceddimizin himmetinden etme yârab bizi dûr

Pîr Nûreddin makâmında bu şeyh-i asfiyâ
Hacı İbrâhim Efendi rehber-i râh-ı Hudâ

 

TÂRİH MANZÛMELERİ

Fahreddin Efendi Hazretleri ebced ile târih düşürme konusunda da pek mâhir imiş...Aşağıda değişik vesîlerle inşâd buyurdukları tarih manzûmelerini bulacaksınız...

Türbe-i Şerîf'in tamirine tarih olmak üzere vârid olan beyt :

Erişdi himmet-i Pîr'in sana Fahrî dedin târih
Yapıldı Âsitân-ı Pîr Nûreddîn-i Cerrâhî

1364

1378 senesinde Muzaffer Efendi Hazretlerinin mükemmel bir hilâfet cemiyeti ile tâc-ı şerîf ve hırkaya nâil oluşuna Fahreddîn Efendi'nin îrad buyurduğu nutku şudur :

Meydân-ı Pîr'e nâil oldu emr-i ma'nevî ile
Uyandı şem'-i dili envâr-ı zikrullâh ile
Pîr Cenâb-ı Nûreddîn'in lütfuna mazhar olup
Yâd ola nâmı cihanda dil-i âgâh ile

Çıkdı doksan bir er dedi Fahrî târihi
Buldu ziynet Hacı Muzaffer kisve-i ehlullâh ile
Sa'yidüp bezl-i mâl ü can ider dergâh-ı Pîr'e
Nâil oldu tâc ü hırkaya kerem-i Resûlullâh ile

1378

Ablası Fâtıma Rânâ Hanım'ın vefâtına düşürdüğü târih : 

Otuz pîrdaş geldiler emr-i Hakk bu dediler
Hu deyüb gitdi Fâtıma bir makâm-ı rânâya
1368

42 yaşında vefat eden Kayınbiraderi Cevdet Efendi'nin vefâtı çin yazdığı tarih :

Geldi kırk er iki el açdı huzûr-i izzete
Yâ Resûlallah şefâ'at kıl Muhammed Cevdet'e
1348

Çelebi Necdet Efendi'nin büyükbabası Sertarîk Şeyh Ali Efendi'nin vefâtına tarih :

Bin üç yüz elli yedi oldu sâl-i rıhleti
Fahrî Cerrâhî yolunda gitdi candan bir refîk
1357

Emîr Buhârî Dergâhı Şeyhi Mustafa Sabrî Efendi'nin vefâtı için târîh : 

Kalb-i âgâh Sabriyâ ancak senin vechin zâhir
1344

Merhûm Şeyh Ahmed Hâdî Efendi'nin irtihâline neşîde-i târihiyye:

Kutb-ı âlem Pîr Nûreddîn'e mensûb pür-vefâ
Şeyh Ahmed Hâdî ya'nî öyle bir dervîş-rızâ
Hazret-i Halîl Nizâmî dergâhına şeyh idi
Hem hilâfetle olup sırr-ı tarîka âşinâ

Perde ref' olmuş gönlünden nice gizli âşikâr
Vird-i ezkâra müdâvim çünkü her subh u mesâ
Bu fenâda Fahrî idi hep sevdiği şübhe yok
Kalmamışdı zerre-veş kalbinde hubb-i mâsivâ

Vâlidinin yanında kasr-ı cennet medfeni
İşte makbûl olduğuna bu delîldir Fahriyâ
Dâğ-ı hicriyle tefekkür ederken fevtini
Geldi dört nûr oldu 'el-Hayyü'l-Gafûr' târîh ona
1366+4= 1370

Meşhûr müfessir Elmalılı Hamdi Efendi'nin vefâtına söylediği târih :

Sâl-i fevtin yazmağa eclâdı tefsîrin çıkar
Vâris olmuş enbiyâya Hamdî Efendi şüphe yok

1370-9=1361 (m. 1942)

ÖZLÜ SÖZLERİ

Dervîşlik yâr olmak, bâr olmamakdır.

Derviş kazan ye yedir bir gönül ele getir
Bin Ka'be'den yeğdir bir gönül imâreti 

En büyük kerâmet ahlâk-ı Resûlullah ile mütehallık olmakdır, yoksa havada uçmak, suda yürümek, ateşe girmek değildir.

Ölmesini bilmeyenin yaşamaya hakkı yokdur.

Serçeden korkan darı ekmez.